Mutfak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mutfak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2017 Pazartesi

Yeni seneye 'zottirik' kararlar.


Yeni seneye ne gadar da az kaldı. Her sene bu vakitler totom tutuşarak kararlar alır, yılın son günlerinin bokunu çıkarayım diye yaptığım şeyleri iyice abartırdım. Bu sene ilk kez karar almıyorum, vay halasını. Bokunu çıkarmak eylemine değinirsek; tabi ki çoğunluğu kötü beslenme, hareketsiz yaşam ve tüm pijama bolartan alışkanlıkları doya doya yapmak işte. Sanki yeni gelen senede hepsi birdenbire bitecek. Ben ve yeni 'iyi' alışkanlıklarım ortalığın mına goyicaz.

Her seferinde döt oldum. Hiçbir zaman o kararlara sadık kalamadım. Meh meh meh. Şimdi uyanıklık edip, yeni seneye gelmeden kararları aldım jsgjhfa. Ve işin tuhafı uyguluyorum da. Yani yeni seneyle hiçbir hesabım kalmadı. O gece, yani 31 Aralık gecesi, elimde gül şarabımla boş beleş geyikler yapmak niyetindeyim. Yeni seneye hiçbir anlam yüklemeden ve son yılın son gecesi 'allaaaaa' diyip, sonsuzca tıkınmaya abanmadan, normal normal takılıcam. Yeni bir ajanda bile almayı düşünmüyorum. Elimdeki harita metod defterim hala bitmedi.

Elbette yeni seneye dair sinsi planlar yapmayacak olmam, şu yakınlarda değiştirmek isteyeceğim mevzularım olmadığı anlamına gelmiyor. Örneğin!

Abi her gün yemek yapmak ve yemek planı oluşturmak fikri beni çileden çıkarıyor. Buna çözüm arıyordum, arıyordum ve buldum! Al sana zottirik görünse de aslında basbaya yeni yıl kararı. Hemen bu hafta uygulamak istedim tabi. Fakat ev erkeğinin uçak yolculuğu sonrası başlayan yoğun diş ağrısı sebebiyle bu hafta sonu cortladık. Evde duramadık pek. Ne ev temizledik, ne bişey. İşler iyice birikti. Bu kez de buna taktım. Hımm, bu ev işlerine de bi el atmak lazım. Olmuyor böyle düzensiz. Yaz kızım, yeni yıl kararı iki. Ev işlerinde sıkıntı var, buna da bir hal çare düşün.

Ev işi derken sanmayın ki yalnızca yer temizliği, cam siliciliği. Daha fena detaylar var. Örneğin, çay kavanozunda çay bitmiş. Yerine konmamış. Tam sabah koşturmasında çay demleyecekken, o kavanozda çay olmaması nasıl ayağa çelme takıyor var ya! Yağlıklarda yağ kalmamış. Kim bunu huniyle dolduracaktı? Oyff otur bununla uğraş şimdi. Eyvah akşam yemeği için evde salça da bitmiş. Kefir ve yoğurt mayalanmamış. Çamaşırlar hala kurumamış. Neee? Laptop mu bozuldu? Hass. Allaşkına şeytan işi detaylar yüzünden, bir hafta içi sabahı gereksiz şekilde işte böyle uzayabiliyor. Al sana yeni yıl kararı 3, boş geçme arkadaş! Bir şeyler bitiyor gibiyse, hemen el at.

Geniş resme bakarsak, bu aksaklıkların tek bir adı var. Dersi derste öğrenmemek. Yani zamanında bu işleri yapmamış olmak. Hazırlıksız bir şekilde haftaya başlamak. Bak yeni yıl kararı 4, hazırlık yap kardeşim! Haftalık planlamalarını sen yap! Olmuyor böyle aaa.

Ee hani yeni seneye elimi kolumu sallaya sallaya giriyordum? Yine olmuyor işte gördüğün gibi. Zottirik de olsa, bu basit başlıklar gün içinde hızımızı kesiyor. Dün akşam ev erkeği durup durup soruyor 'neyin var ya, suratın asık?'.. 'Bişeyim yok yaa' diyip duruyorum. Sonradan çaktım. Ulan pazar akşamı ve evi pok götürüyor diye gizli bir melankoli yapmışım! Ben de o insanlardanım işte. Kendimi ev için heder etmek istemiyorum ama evimde o düzeni görmeden de kendimi 'kıyak' hissedemiyorum.

Haftalık yemek hazırlığı konusunda şu yazıdan güzel ilham aldım. Benim açımdan uygulanması çok kolay, belki senin de işine yarar. Bence koca hafta sızlanmam artık.

Ev konusuna gelince de.. o kadar konmariler yaparak evi sadeleştirmiş biri olarak, daha nasıl kurnaz bir yol bulurum hiç bilemiyorum. Hayır biz neden eve bu kadar hizmet ediyoruz ki? O bize hizmet etmeli. Doğrusu budur. Fakat bakıyorum da hepimiz delirmiş gibi hayat boyunca, evlerimizin karşısında hizmetçilik yapıp duruyoruz.Yok mu bunun bir kolayı?

Bu konuyu çözcem. Fakat o vakte kadar azcık qeyff. Kahve?





5 Aralık 2017 Salı

Ne Çektin Be?

Şimdi bir bakalım.

En son burnumu kırmıştım. Üzerine de salya sümük hasta oldum. Çok iyi. Burnumu akıntılardan arındırabilmek için, hem şu hortumla çekiyor (işe yaramıyor), hem de pasifçe hıhlıyorum. Bazen de zorda kalırsam, deliklere kıvırıp tolaet gağıdı sıkıştırıyorum. Fakat, acıyor. Acıması kırıktan ziyade, akıntının olması bence. Bir de sol gözle, sol ağız kısmıma da acı vurdu- nedense.

Geçecek. En çok 2 gün daha süründürür. Sonra bir tutam iyileşeceğim ve gerisi gelecek, biliyorum. Hatta yarın bilgisayar başında çalışmaya devam edebilirim bile.

Bu sürede boş geçmiyim, dedim. Bağırsaklarımla hesaplaşma içindeyim. Çünkü bağırsaklar, kader ağlarımızı örmede tek büyük güç. Toplam 4 gündür nefis bir beslenmeyle en azından vücuduma yatırım yapayım, hücrelerime zenginlik katayım dedim. Şimdi de diyorum ki, neden şimdi, hep olsa ya? Bazı sağlık sorunlarım vardı, önceki postlarda bahsettiğim. Onların çoğundan cacık çıkmayacağından (hala tetkikler sürmekte) neredeyse eminim (büyük kısmı temiz çıktı) Geçmeyen kabızlığın ve eklem ağrılarının, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, ayrıca aniden cortlayan anksiyete semptomlarının ana kaynağını bulabileceklerini sanmıyorum. Yani modern tıbbın ilgi alanına girmez. Yine de ilaç vermeye üşenmeyeceklerdir.

Bence benim hikayem bağırsaklarımda başlıyor. Hepsini teker teker açıklayan tek şey bağırsaklar. Bunu kanıtlayacak bir uzmanlığım yok. O sebeple bazı besinlere yol vermek ve fakat bazı diğer şık besinlere gönül vermek gibi bir döneme girdim. Henüz daha çok erken, bir rapor vermiyim şimdiden. Herhangi bir aşama kaydedersem, elbette severek-sevinerek buraya sunacağım.

Bugün okul psikoloğuyla randevu var. Galiba gariplik yine bende. Çocuğumun gözünün önünde geçirdiğim kazada, kendisinden biraz derbeder olmasını bekledim. Bir yerde sapıklık yapıyorum. Çünkü ev çocuğunun aslında tek derdi beni öpmek. Her gün bana 'bugün de mi beni öpemeyeceksin' diye soruyor. İlk birkaç gün 'öpemicem tabi anasınko satanko, dikkatli olacaktın' gibi kindar hisler dürtse de, şuan tamamen ona karşı 'gurban olurum sana bee' moduna döndüm. Ki kurban olma konusunda şaka yapmadığımı kanıtladım sanırım.

Ev erkeği de korktu. Duygusal Zekası Olan Çocuklar Yetiştirmek isimli bir kitap buldu, onu okuyor(gerçi kitabı kesinlikle sevmedi) Eğer çocuumuzun duygusal zekasına yatırım yaparsak, 10 numara insan olurmuş. Gördüğün gibi blog, biz modern ebeveynler için her şey kitapların sihirli dokunuşuyla çözülmeli. Ya da olmadı, çok klas bir okulla. Hiçbir şey yoksa, organik gıdayla.

Ben de bu ara geleceğin bağırsaklardan geçtiğine bir 'din' gibi inanıyorum. Ancak çok abartı geliyor. O yüzden susuyorum. Konu hakkında önce hislerim, sonra okuduklarım, ardından kendimde gözlemlerim önemli. Hedeflerim blog, şöyle:

- Geçmeyen kabızlığımı sonlandırmak
- Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına yol vermek
- Eklem ağrılarımı geri postalamak
- Yorgunluğumu gidermek
- Sık hasta olmamak
- Cildimdeki kızarıklıkları ilaçsız iyileştirmek
- Son smear taramamda çıkan iyi huylu bir HPV virüsünü bedenimden defetmek (korkulcak bişi yok)
- Kaygısal halimden arınmak

Aklımı yitirdim gibi gelebilir ancak, sanırım hepsinin suçlusu bağırsaklar (HPV hariç). Ben genel anlamda çok yoğun ekmek-börek-kurabiye-şeker-simit-işlenmiş gıda ile beslenen biri olduğumu da eklemeliyim bu arada. Özellikle hayatımdan sigara ve alkolü çıkardığımdan beri. Seks gibi şeyler de azaldı tabi. Bu arada hayat şartları ile beraber kötü-çok vasat beslenme de beraberinde geldi. Elbette sebze ve doğal beslenmeye aşırı ilgim, hevesim hep vardı. Ancak uygulamada? Evet yılın bazı dönemleri kendime iyi bakıyorum, sonra tırt. Kolay, ucuz ve 'anlık' olanı seçiyorum. Farkındaysan kilodan hiç bahsetmiyorum, çünkü 52 kilo- gayet zayıf bir insan evladıyım. Hamur yiyerek de zayıf kalınıyor. Ve maalesef sağlık bu şekilde kandırılamıyor. Yani kısacası, şüpheleniyorsam bir sebebi var.

Elbette, stres de büyük faktör. Ancak vücut stresle başa çıkabilmek için yine bağırsakların iyi çalışmasına, bağırsaktaki iyi bakteriye ihtiyaç duyuyor, çok ilginç değil mi? Ve benim gibi idrar yolu enf. çok sık geçirmiş birinin, onca kutu ilaçtan sonra bağırsaklarını küstürmesi de hiç garip değil.

Ben iyi haberler oldukça, yazarım. Bağırsaklarım nolur beni yeniden sevin.

Hadi o zaman, kahve?


13 Ocak 2017 Cuma

Ispanağın her tonu


Ispanak, o koyu koyu yeşilleriyle her zaman bana sağlık imasında bulunan bir sebze olmuştur. Canlı, diri, günışığı ve klorofil dolu. Gerçi son yıllarda konu klorofilden şifa bulmaksa, olay çim tüketmeye kadar varıyor, ancak henüz o kadar mukaddes bir seviyeye yükselemedim. Üşengeçlik level'ına takıldım.

Bu hafta sebebini anlayamadığım şekilde bol miktarda ıspanak alınca ben, baktım bu böyle olmayacak, yeşilleri büzüşmeden hızlıca tüketmeye karar verdim. Sonra menümdeki çeşitlilik kendimi bir an olsun başarılı biri gibi hissetmeme sebep olmuştu ki, abartmayayım dedim.

Madem bir bloğum var, o halde ne duruyorum diyerek, ıspanakla yaptığım tüm dansları şuracığa paylaşıyorum. Hepsinin görselini çekmeyi akıl edemedim. Eldekileri iliştiriyorum.

Bol Ispanaklı Böreğimsi

Yapımı çok acaip kolay. Klasik işte; yumurta, zeytinyağı, un (tam buğday unu, badem unu, yulaf unu- hangisini istersen), yoğurt ya da süt. Bunları bir güzel harmanlıyoruz. Miktarı tercihe kalmış. Sonra temizlenmiş-doğranmış ıspanakları ekliyoruz. Bir de yeşil soğan doğruyoruz. Ve finalde peynir. Karıştır. Ver veriştir fırına.



Ispanak Salatası

Kutsal sosla sunulduğunda öte lezzetli. Limon, zeytinyağı, tuz ve baharatlar.




Ispanaklı Smoothie

Ev çocuğunun favorisi. Ben şöyle bir karışım yapıyorum; muz, ıspanak, avokado, keçi sütü. Bu zilyon farklı temayla yapılabilir. Bir içiyor, sanırsın ki kola yanında cips götürüyor.

Ispanaklı smoothie


Ispanak Haşlama

Bu da zor günlerin kurtarıcısı. Buharda pişen ıspanaklara sarımsak ve limonla hazırlanmış sos. Ya da yine buharda haşlama- üzerine sarımsaklı yoğurt. OYVVS.

Bulgurlu Ispanak

Tencere yemeği ancak öte kolay. Ispanaklar temizlendikten sonra doğranıyor. Tencereye konuluyor. Üzerine tamamen istenilen miktarda bulgur konuluyor. İki diş sarımsak bütün halde atılıyor. Üzerine zeytinyağı gezdiriliyor. Ve bir miktar su eklenip altı yakılıyor.

Elbette bu tarifler, güzelce temizlenmiş ıspanaklar, saklama kaplarına konduysa ve dolapta yerini aldıysa kullanması acaip pratik. Bazıları keklere poğaçalara da kakıtıyorlar ıspanağı. Ben hiç denemedim. Kısacası, bu bol lifli ve çeşit çeşit faydaları olan güzel yeşili hiçbir şeyi için değilse bile sırf lezzeti için tüketmeye değer.

Benzer bir şekilde pancar ve kerevizi de kakıtabildiğim tariflerim var. Onlar da bollaşsın da paylaşırım.

Amaç evde sebze ile bağırsakları daha çok buluşturup mutlu aile tablosuna katkıda bulunmak. Yoksa lahmacun forever.




13 Eylül 2016 Salı

Temiz kalkan yol alır...

Temizlik, ülkeler arası göreceli bir kavram olsa da günümüz koşullarında artık bir standardı olmalı. Haksız mıyım?

Bir yazı yazıyordum. Konu yöresel bir peynirin yapımıydı. Bu peyniri yapan köylü amcalar ve teyzeler sinirliydi. Çünkü gençler, parmesan peynirini bildikleri halde bu peyniri bilmiyormuş. Neden bizim bu peynirimiz, ticari bir değere sahip değilmiş. Yapımı da yemesi de oldukça pratikmiş.

Bu köyde çekilmiş kısa bir peynir yapımı videosu idi izlediğim. Fakat yıllardır peşimi bırakmayan aynı ayrıntılar yine geldi boğazımı sıktı izlerken. Köylülük kavramını kutsal saymayı öğrettikleri bir çocukluktan geliyorum. Ülkem de ordan geliyor. Ancak standart temizlik bilgilerini bir türlü göremeyen köylülük alışkanlıklarından rahatsız olmayı durduramıyorum.

Birincisi, peyniri sakladıkları kaplar duvar boyası kutularıydı. Bu dev boyut plastik kutular- diyelim ki müthiş yıkanmış. Yine de, içimi rahatlatmıyor, bence kabul edilemez. İkincisi ise güneşte kurumaya bırakılan peynir, etrafındaki börtü böcek, köy hayvanları ve civardan gelen geçen öksürüp, sigarasını yakan insanlardan korunmuyordu. İnan ki damak tadımı kabartan gıdaların içeriğindeki kalite umrumda bile değil. Ama bu tip görüntüler, iştahımı köreltiyor. Bir de video'ya çekilmiş. Demek ki artık işletme körlüğü olmuş, farkında bile değil.

Neden bu güzelim ürüne özenip, bu iş için heveslenip gidip özel kaplar almıyorsun? Onu kurutacak düzenli alanlar yaratmıyorsun? Neden üzerine bir önlük giymiyorsun ya da?

Köyden girdim, konu köylülük değil aslında. Çünkü gürül gürül tertemiz olan köyler ve köylüler de var. Mesela anneanemin köyü. Trabzon'da eski adıyla Zaga köyü. İnanın o köydeki köylülük alışkanlıkları tam bir disiplin içinde. Evler, bağlar, bahçeler, sofralar, banyolar duru ve temiz. Şartlı temizlik derdi anneannem. Her işin kabı kacağı ayrı, bezi ayrı. Hijyen sağlamanın doğadaki tüm kurallarına hakim biridir, kendisi. Temizlikte kullanılan araç gereçleri bile pür pak temiz bırakırdı anneannem. Yemekleri saklama koşulları, yapma kuralları, bir şeyi yıkama usülü filan hep yöntemleri vardı. Pratik, kolay ve hızlıydı. Şimdilerde azcık yorulsa bile hala şartlı temizliği şart koyar yaşamına.

İyi bakmak ve bakmamak

Bence üretmenin, doğal yaşamın, kendi ürünlerimizin kıymeti en başta standart temizlik anlayışıyla ortaya çıkar. Her şeyin başı temizlik. İç huzuruyla tüketmek, sağlıkla yemek ve sadece mideye değil göze de hitap etmek.

Suyla sabuna değmeden, temizlik de olmaz- para da kazanılmaz, hele global hiç olunmaz.

O peynirin adını da vermiyorum hıh.

10 Eylül 2016 Cumartesi

Pratik tıkınma önerileri



Bu bloğu sırf boş çene çalmak için açmadım. Biraz da kamu spotu kıymetinde bir yazı için kolları sıvayalım.

Şimdi efendim, hayatımın son 3 senesinde hiç yapmadığım şey nedir? Tabi ki uzun uzun yemek hazırlamak. Bir öğüne özenmek, sallana sallana keyifle pişirmek. Bunları hiç yapmadım. Vakit yoktu, vakit olsa da istek gelmedi, istek kabarsa da malzemeler elimin altında değildi.

Son 3 senedir bütün yemek hazırlama aşamalarım, Desmond'un Lost'ta o düğmeye basma anı kadar gerilimli ve maceralı. Hadi...daha hızlı..soğanları da hallet..tamam biberler biraz daha yumuşadıysa..galiba oluyor, sona yaklaşıyoruz.. çabuuk.. Geniş fikirli bir insangızı da değilim ki önceden yapıp buzluğa atayım. O yüzden bu 3 senede bazı hızlı yemek fikirleri geliştirdim. Bu fikirler herkese uygun. Vakti olanlara, olmayanlara, tembellere, öğrencilere, hayatı aheste yaşayanlara. Fikirler dediysem, şimdi 20 ayrı tarifle karşınızda olmıycam tabi. Liste ufak ufak güncellenir. Büyür ve biz tembeller ordusunun da mükellef sofraları olur. Benim elimin lezzeti yok diyenlerin de hayat kurtarıcısı olmasın mı bu tarifler? Olsun. Hadi başlayalım.

1- Şipşak Pizza

Bu tarif, canı eğlenceli bir şeyler çeken büyükler ve çocuklar için gayet can alıcı.

İhtiyacınız olan sadece:

Lavaş
Kaşar Peyniri
Salça
Pizza diyince aklınıza ne geliyorsa.

Markette satılan lavaşlar var ya, pakette. Onun tam buğday unlusundan al. Koy önüne. Salçayla sos hazırla. Nasıl üşenmezsen? İstersen su ve yağla karıştır, kaynat. İstersen benim gibi 1 tatlı kaşığı salçayı, azcık sulandır ve lavaşın üzerine yay.

Sonra dile pizzadan ne dilersen. Ben ev çocuğuna kırmızı biber ve minik köfte parçacıkları serpiştirdim, dün. Üzerine de kaşar rendeledim. Verdim fırına.
Kendiminkini de bol zeytin ve biberli yaptım. Verdim fırına.



Sen fırına bir verirsin, fırın sana bin verir. Birebin katılmış lezzette şipşak pizzanı yersin.

2- Kolay Tencere Yemeği

Canın lezzet çekiyor, sağlık çekiyor, tam doyum çekiyor diyelim. Aradığın her şey o tencere yemeğinde ama yapmak zor geliyor. Hiç de değil. Bak dinle.

Malzemelerin ne? Kabak? Patlıcan? Ya da barbunya? Semizotu mu yoksa?

Malzemen her neyse ne. Al o malzemeni yanına. Örneğin konu patates olsun. Patatesleri hazırla hemen en kolay sana nasıl geliyorsa. Küp küp, dilim dilim, irili ufaklı... At tencereye olduğu gibi. Sonra lezzet kaynaklarını at. Örneğin iki biber doğra içine. 3 diş sarımsak da yolla. Biraz salçacık koy. Hımm hafif bir zeytinyağı da gezdirsen fena olmaz. Bir de azcık su. Kimyon da yakışır değil mi? Tencereyi yolla gitsin. Leziz bir yemek, hazır az sonra.

Ben bu tip tencere yemeklerine bazen 1 çay bardağı bulgur da ekliyorum. Bulgurlu sebze yemeği oluyor. Cillop oluyor.


3- Coşkun Salata

Şimdi bir karbonhidrat kaynağı seçiyoruz önce.
Makarna?
Bulgur?

Hangisini istersen seç.
Onu pişir bir yerde. Soğumaya bırak sonra.

Öteki yerde kolay bir çoban salata hazırla. Limonlu ya da sirkeli sosu olsun. Ama sumak mutlaka koy, o sihirli lezzet katıyor.

Sen o karbonhidrat kaynağıyla aha da bu çiğ salatayı karıştır. Tuz da azcık ekle. Sonra bak keyfine. Çocuklar da seviyor. Tek tabakta müthiş serin bir lezzet.



4- Abart Tatlısı

Ben bu tatlıyı abartabilirim. Hem kolay hem sağlıklı.

Elma rendele.
Üzerine biraz hurma parçala, minik minik.
Tarçın da koy.

Sonra yumurta, biraz un yerine geçecek bir şey (ister rondodan yulaf çek, fındık çek, ister tam buğday unu koy), azcık bi yoğurt ya da süt, bi kuple karbonat ekle. Yolla fırına. Öl bit tatlıya.


Bu tariflerin devamı gelecek. Sizin de böyle tek aşamada bitiveren kolay önerileriniz varsa, paylaşır mısınız? Allarazıossunevladım.
 

Yeni seneye 'zottirik' kararlar.

Yeni seneye ne gadar da az kaldı. Her sene bu vakitler totom tutuşarak kararlar alır, yılın son günlerinin bokunu çıkarayım diye yaptığım ş...