12 Hafta Tadilatta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Hafta Tadilatta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2016 Cumartesi

Nerde kalmıştık?


Yeni seneye kadar tadilata girdim demiştim, hatırladın mı? İşsel, mesleksel filan cümleler kurmuştum.

Bir şeyler dilemiştim, hedefler koymuştum, uygulamaya geçmiştim. Hayat işte. Sen kulağına ne fısıldarsan, o da diğerine onu, öteki de berikine, beriki de öbürüsüne derken, bir bakıyorsun planların sesli duyuluyor. Kulaktan kulağa (network) senden bir şeyler çağırıyor hayatın derin kuyusundan, önüne servis ediyor. Sen yeter ki dile getir. Buna gerçekten inanıyorum. I believe in 'istemek'.

İş buldum. Ama bu bir işten öte, hayallerdeki proje. Bu projede her şey var.

Haftanın bir günü şehir dışında 24 saat geçirme var.
Alt metni: Evden, çocuktan, beyden, pijamalarımdan uzak- tamamen bana yakın bir yerde olmak.

Sabah çık akşam gel rutini yok. Haftanın bazı günleri çalışmak için ekiple bir araya gelmek var.
Alt metni: Evden, çocuktan, beyden, pijamalardan çok da uzaklaşmama gerek yok. Hala onlara çok yakınım.

Bu projede hayal gücü, yazmak, biraz daha hayal etmek ve daha fazla yazmak var.
Alt metni: Yapmayı en en en en çok sevdiğim şeyi yapma imkanı.

Hızlı para var. Çalışmanın karşılığı kadarını alıyorsun.
Alt metni: Koca bir ay maaş beklemeyeceğim.

Yerel bir iş değil, ulusal.
Alt metni: Özgeçmişe güçlü bir referans.

Daha önce yapmadığım bir iş.
Alt metni: Sınırlarımı aşıyorum, kendimi geliştiriyorum.

İşin ne olduğunu şimdilik burdan duyurmıyım. İş bitsin de öyle. Ancak yeniden televizyon için bir iş denk geldi. Hem de İzmir'den bir ekiple, acaip rastlantısal bir şekilde. Ben daha önce bir sette senaryo ekibinde yer almamıştım. İlk defa bunu deneyimleyeceğim. Bu hafta sonu aynı ekibin başka ufak bir işi için ilk senaryomu gönderdim, kabul edilmiş. Çekimi yapılacakmış. İlk işim bu oldu onlara yani.

Mutluluktan uçuyorum diyemiycem. Sanki eksik bir parça geldi manzarama oturdu gibi. Hiç öyle hıçkırıklı bir sevinç yok içimde. Huzur ve kavuşma hissi var yalnızca. Yaklaşık 3 senedir aktif hiçbir şey üretmemiştim, dışarılarda yıpranıp evime iş yorgunu olarak dönmemiştim. Bu hissi nasıl özlemişim, tarifi yok.

Şimdi bu evdeki hayat gözüme şenlik. Ev erkeği yeniden 'özlediğim, sevdiğim'. Hele ev çocuğu var ya.. Ne aşk varmış içimde ona meğer.

Bugün ilk çekim yeri incelemesi için uzunca bir süre, dışarıdaydım. Eve döndüğümde, kapıda ikisini gördüğümde hissettiklerim bunlar.

Tabi bir de devam eden şu sertifika programım var. Geldi mi her şey birden gelir zaten. Vallahi bu her şeyin birden gelmelerini bile özlemişim.

Ee hayat nerde kalmıştık?




6 Ekim 2016 Perşembe

Tadilatta, 12 hafta




Bu haftasonu itibariyle hayatımda yeni bir 'tab' açılıyor.

Bugüne kadar iş hayatımın bana verdiği yetkilere dayanarak, üzerine bazı yeni cilalar atmaya karar verdim. Daha doğrusu sonunda teslim oldum, diyelim. Çünkü elimdeki tecrübe izleri günümüzde bana pek bir yön veremiyor. Üredikten sonra hayatı bir bebenin poposu etrafında yaşayan birçok anne gibi ben de mesleğimle ilgili trendleri kaçırdığımı sonunda kabul ettim. Bunun son 5 senedir Türkiye'de olmayışım, bulunduğumuz yerin, çağın oldukça gerilerinden iş hayatını sürdürmesinden kaynaklı olduğu da ortada. Halbuki Türkiye'de 5 sene önce yaptığım iş geçerliydi, titrim ve hünerlerim yeterliydi. Şimdi yeni çarklar dönüyor ve bence ben bu çarkların hiç de uzağında değilim. Aman ya bir şekilde öğreniriz, tuzağından kurtulmam gerekiyordu. Aslında iş hayatına topu topu 3 sene ara verdim ve aranın büyük çoğunluğunda evden çalışmaya devam ettim. Ancak dediğim gibi, piyasada şartlar değişmiş, dinamikler (ah bu kelime) imaj değiştirmiş ve apaçık ben GERİSİNDE KALMIŞIM.

Haftaya tazesinden bir sertifika programına başlıyorum. Arada kaçırdığım sürede, yeni bazı teknik bilgiler, programlar ve vizyon gelip yerleşmiş. Paket halinde onları çekeceğim beynime. Ancak bütün bu işlerin temelinde yatan ilham kudreti her zaman aynıdır. O da kısaca 'kelimeler' olarak özetlenebilir. Aslında bütün işi kelimeler yapıyor ama 2016 işverenleri, buna ek olarak; teknik eklentiler, yeni aplikasyonlu çalışanlar istiyor.

Sorun değil, halledeceğim. Yüzleşmek zoruydu, zaten.

Bebem büyüyor. Artık kendimi onun 7 / 24 askeri gibi hissetmiyorum. Beraber takılıyoruz, bana yardımcı oluyor, espirileri paylaşıyor, yüzümü okşuyor ve hatta benimle dertleşiyor. Kısacası bir bebe büyütmenin 'kırmızı alarm' günlerini geride bırakıyoruz. Artık kafamı gömdüğüm yerden çıkarıp, kendi adıma neleri kaçırdım, dürüst bir şekilde anlama zamanım gelmişti. Daha farklı bünyelerde buna uyanma olayı, daha erken olabilir veya daha da uzayabilir. Herkese göre 'doğru zaman' değişim gösterir.

Şimdi de kolları sıvama zamanı. Önümdeki 12 hafta boyunca beni yoğun bir 'under construction' süreci bekliyor. Mesleğimin yeni evlatları olan teknik bilgileri öğrenmek için gidilecek kurs, kullanılmamaktan beli bükülmüş bir köşede süzük gibi duran İngilizcem, okumalarım, takip ettiğim mesleki siteler ve tabi ki bol egzersiz hali.


Bir de bunlara fiziksel egzersiz / spor takvimini de eklediğimi düşünürsek- bu mevzudan sonra bahsederim- kelimenin gerçek anlamıyla 'under construction' durumundayım. Hem bilişsel hem de bedensel olarak... Bu 12 haftanın sonu da bil bakalım hangi güne ışınlanıyor? 2016'nın son gününe... Tamı tamına yani.

Şimdiden yeni sene için, yeni bir şeyler sipariş etmişim bile.
O zaman sıradaki ilk kahve bunun şerefine gelsin.








Kreş Öncesi Silahlanmak

Günlük not düşmelerimin sonuna geldim bence. Bundan gayrı ara ara uğrarım bu topraklara, ey halagızları. Pazartesi, iş dolayısıyla ke...